Kentsel Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kentsel Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2013 Pazartesi

3. Köprü Eylemi’nden İzlenimler: Jandarma Barikatı, Vatandaş Hassasiyeti

7 Temmuz Pazar günü, bir grubun sosyal medya üzerinden çağırdığı “3. Köprü’yü Beşiktaş’tan Garipçe’ye kadar pedal sürerek protesto” eylemine katıldım. 3. Köprü AKP’nin gündemine girdiği 2009’dan beri ilgimi çeken, önümüzdeki on yıllarda şiddetli çevresel problemleri tetikleyeceğini düşündüğüm bir mega projeydi. O yıllarda köprünün, pek çok sözde kalkınma projesine benzer bir şekilde, esas olarak kendi kendisi için bir talep yaratacağını, bunun mekanizmalarını ve politiğini anlatan bir dizi kısa yazı yazmıştım. Bu projenin 25 milyonluk İstanbul’un altyapısı olacağı şeklinde bir spekülasyonda bulunmuştum.

8 Haziran 2013 Cumartesi

Tayyip Erdoğan’ın Çevreciliği ve O Son Ağaç

Tayyip Erdoğan önceki gün Avrupa Birliği bakanlığının düzenlediği toplantıda çevrecilere seslenerek “gelin başbakanınızla ortaklık yapın” dedi. Gerek Tayyip Erdoğan’ın gerekse Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun çeşitli vesilelerle kendilerini gerçek birer çevreci olarak takdim ettiklerini biliyoruz. Zira Veysel Eroğlu çevre mühendisi bir akademisyen, Erdoğan ise Doğu Karadeniz’de devam eden HES direnişlerine cevaben yaptığı bir konuşmadaki tarihe geçen sözüyle “çevrecinin daniskası”. Bu insanlar çevreciliklerini temellendirirken başvurdukları argüman diktikleri ağaç sayısı. Öyle ki, başbakanın Taksim direnişine cevaben yaptığı konuşmalarda hükümetin diktiği iddia edilen ağaçların sayısı milyarları geçti.




6 Haziran 2013 Perşembe

Taksim Dayanışması'nın Talepleri ve Ötesi

Son on gündür yakın tarihimizin en büyük halk hereketini ve ilk yaygın sivil itaatsizlik eylemini yaşıyoruz. Yaşanan hareketlenmenin kitlesel boyutu ve barındırdığı çeşitlilik, muhalif siyasal yapıların ve öznelerin ufkununun çok ötesine taştı. 28 Mayıs günü bir avuç insan tarafından başlatılan Gezi Parkı direnişi ülke çapında, milyonları etkileyen yaygın bir politik uyanışa yol açtı.

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’na Yargı Yoluyla Taciz: Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü’nü Sorumluluğa Davet Ediyoruz

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Kocaeli-Dilovası organize sanayi bölgesinde yıllardan beri yaşanmakta olan skandal boyutlardaki toksik-kanserojen kirlilik üzerine yaptığı çalışmalar nedeniyle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Dilovası Belediyesi ve Sağlık Bakanlığı tarafından yargı yoluyla taciz ediliyor. Onu bu taciz karşısında savunması gereken başlıca ve yagane kurum olan Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü’nün ise bu görevi yerine getirebileceğine dair derin şüpheler var. Aksine, üniversitenin bünyesinde ceza ve disiplin soruşturması başlatarak bu taciz hareketine bizzat ortak olduğu anlaşılıyor.



6 Mayıs 2010 Perşembe

Çevresel, Toplumsal bir Gaddarlık: İstanbul’a 3. Köprü

İstanbul’a yapılması planlanan 3. boğaz köprüsünün güzergahı Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından 29 Nisan’da açıklandı. Buna göre 3. köprü İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açıldığı noktada, Anadolu yakasındaki Poyrazköy ile Rumeli yakasındaki Garipçe köyü arasında kurulacak. Köprüyü Anadolu otoyolundan Trakya otoyoluna bağlayacak olan yeni Kuzey Marmara otoyolu ise Kocaeli ve Çatalca yarımadalarının orman ve su havzaları üzerinde, Akyazı ile Kınalı arasında bir yay çizecek. Bakan’ın açıklamalarına göre proje 6 milyar dolara mal olacak ve yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirilecek.


25 Ağustos 2009 Salı

Üçüncü Köprü: 25 Milyonluk İstanbul’un Altyapısı

Yirmi beş milyon tabii ki çok kaba bir tahmin, belki eksik belki fazla, fakat şurası açık ki, İstanbul’un kuzey ormanları üzerinden geçirilmesi planlanan otoyol ve üçüncü boğaz köprüsü projeleri sürdürülemez bir megapolitan büyümeyi tetikleyecektir. Zaten proje yandaşlarının temel perspektifi de budur. İstanbul’un coğrafi zenginliklerinin daha geniş bir parçasını kullanıma açmak, yap-işlet-devret gibi sözüm ona özel-kamu işbirliği modelleriyle ve ortak mülkleri parselleyip özel kesimlere devretmek suretiyle zenginlik yaratmaktır. İşte bunun adına “kalkınma” diyoruz: Birileri gerçekten zengin olurken bu güya herkesin yararına olacak, tüketim artacak, bu arada kentlerimizi ayakta tutan doğal kaynaklarımız acımasızca tahrip edilip tüketilecektir.