Yirmi beş milyon tabii ki çok kaba bir tahmin, belki eksik belki fazla, fakat şurası açık ki, İstanbul’un kuzey ormanları üzerinden geçirilmesi planlanan otoyol ve üçüncü boğaz köprüsü projeleri sürdürülemez bir megapolitan büyümeyi tetikleyecektir. Zaten proje yandaşlarının temel perspektifi de budur. İstanbul’un coğrafi zenginliklerinin daha geniş bir parçasını kullanıma açmak, yap-işlet-devret gibi sözüm ona özel-kamu işbirliği modelleriyle ve ortak mülkleri parselleyip özel kesimlere devretmek suretiyle zenginlik yaratmaktır. İşte bunun adına “kalkınma” diyoruz: Birileri gerçekten zengin olurken bu güya herkesin yararına olacak, tüketim artacak, bu arada kentlerimizi ayakta tutan doğal kaynaklarımız acımasızca tahrip edilip tüketilecektir.
25 Ağustos 2009 Salı
26 Haziran 2009 Cuma
Büyüme Paradoksu ve Üç Ekonomi
Faiz oranları, merkez bankalarının döviz piyasalarına müdahalesi, iç ve dış borçlanma, yatırım ve ihracat teşvikleri, v.s. hakkındaki gündemlerin tozu dumanı arasında, insanın bekası açısından gerçekten önem taşıyan bazı ekonomik problemler, son küresel ekonomik krizle birlikte bir nebze olsun, gün yüzüne çıkabildi. 2008’de, ABD ipotekli konut piyasalarında şişen emtia fiyatlarının aslında sadece tetikleyici rol oynadığı son ekonomik kriz, küresel ve ulusal düzenleyici kurumların temelden sorgulanmasına yol açarken, yenilik (inovasyon) ve ileri teknoloji gerektiren çeşitli alanlarda, örneğin temiz enerji alanında, tekelleşme arayışlarına da hız verdi. Immanuel Wallerstein’in kendi analizlerine temel oluşturan “ekonomik uzun dalga” teorilerinden hareketle, mevcut ekonomik krizin aşılmasında (Kontratieff A safhasına geçilmesinde) bilgi ve teknoloji tekelinden istifade edebildiği için kâr marjı yüksek olan teknolojilerin, bu teknolojilerin yeni coğrafi konumlarının etmen olacağını söyleyebiliriz.
15 Mayıs 2009 Cuma
Tüm Yaşamın Demokrasisi
Vandana Shiva’nın, BGST Yayınları tarafından yayımlanacak olan son kitabı Yeryüzü Demokrasisi [1], hem kadim, hem de modern toplulukların yarın için esin verici pratiklerinden hareketle, rehber bir dünya görüşü ileri sürüyor. Yeryüzü Demokrasisi (YD) hem geçmiş, hem yaşayan hem de gelecekte var olacak yaşayan ekonomiler, demokrasiler ve kültürler üzerinde yükselen bir gezegen vizyonu özelliği taşıyor. Bu vizyona göre, gıda ve su gibi, yaşamak için elzem olan en temel kaynakların dahi geniş insan topluluklarından koparıldığı, çalındığı ve devletler eliyle büyük şirketlere devredildiği günümüzde, yarınımızı geri kazanacak hak ve demokrasi mücadelesinin de bu en temel kaynakların savunusu üzerinden şekillenmesi gerekiyor. Bir tür olarak, diğer türlerle birlikte devamımızı savunan, tüm çeşitliliğiyle birlikte yerelden başlayıp, ortak insanlığımızın bilinciyle evrensele ulaşan YD, bir program değil, fakat gezegen kardeşliğini temel alan bir gelecek perspektifi sunuyor.
10 Haziran 2008 Salı
Çiftçi-Sen Kurucu Genel Başkanı Abdullah Aysu ile Söyleşi
Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (Çiftçi-Sen), 21 Mayıs 2008’de Ankara Valiliği’ne kuruluş başvurusunda bulundu. Üzüm, tütün, fındık, ayçiçeği, hububat, çay ve zeytin üreticilerinin örgütlendiği yedi çiftçi sendikasını bünyesinde barındıran Çiftçi-Sen, kamuoyuna sunduğu kuruluş bildirgesinde çiftçilerin sosyal hak taleplerini doğayla uyumlu bir tarım anlayışıyla birleştiriyor.(1) Çiftçi-Sen’in kuruluş öyküsü ve Türkiye tarımı için savunduğu ekolojiyle uyumlu, doğanın kaynaklarına saygı gösteren yeni tarım anlayışı hakkında kurucu genel başkan Abdullah Aysu ile görüştük. Bu söyleşi sırasıyla aşağıdaki başlıkları içermektedir:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)